1 ANNA WİNTOUR, 2KADIN BAŞBAKAN, 2 FİRST LADY TARZLARI

Son dönemde stil ikonlarının değiştiğini düşünüyorum. Artık sadece şarkıcı, manken yada bir film yıldızının trendsetter olduğunu söyleyemeyiz. Ülkelerin siyasi gündemi o kadar hızla değişiyor ki ister istemez kadın liderleri yada lider eşlerinin stilleri ön plana çıkıyor. Yaptıkları kadar tarzları da her zaman konuşuluyor.

Bugün moda eleştirmeni koltuğuna kendimi koyuyorum.. Buyrunuz yorumlara..

Anna Wintour: 

Sevgili moda duayenimiz ikonların ikonu Anna Wintour; “Şeytan Prada Giyer” filminin ilham kaynağı, Vogue dergisinin bin yıllık tanrıçası. Belkide bu yüzden kimse ona toz konduramadı, kimse eleştiremedi. Yıllardır değişmeyen sıkıcı saç modeli boşanma sebebi sayılabilecek düzeyde ancak bunun nedenini “ikon” olmanın kendine özgü bir tarzı değiştirmemek kuralına sadık kalmasına bağlıyorum. Giyim tarzına gelince modaya yön veren ilahi modacıların koleksiyonlarını değiştirmelerine bile etken olan birinin daha iyi giyiniyor olmasını beklerdim. Klasiklerden uzaklaşmayan kesimleri tercih etmesi yine ruhsuz duruşunu yansıtıyor. Boynunda sürekli anlamsız bir kolye takması ve tek sevdiğim özelliği hiç çıkarmadığı güneş gözlükleri en belirgin detayları bana göre.. Kraliçe 2. Elizabeth tarafından Britanya imparatorluk nişanının verilmesinin asıl sebebinin VOGUE da yıllardır süregelen başarısı olduğunu düşünüyorum.

 

Sırada dünya gündemini işgal eden ülkelerin sansasyonel sayılabilecek kadın lider ve lider eşleri var. Bence hepsi magazinel bir değer taşıyor. Anna Wintour onların tarzlarını nasıl buluyor merak ediyorum doğrusu..

    Melania Trump: O bir first lady!! “Benim burda ne işim var” tavrıyla Mr. Trump’ın saçmalıklarından bunaldığı her halinden belli oluyor. Trump”lar; bana “Dallas” dizisinin reality show hali gibi geliyor. Melania’nın manken,show girl olarak geldiği Amerika’da First Lady olması ise gerçekten takdir-e şayan. Eminim kendi ülkesindeki kadınlarca idol olmuştur. Tarzına gelince, bir türlü sponsor  tasarımcı bulamamış olsa da kendine has bir tarzı yakalama çabası olduğunu söyleyebiliriz. Geçmişteki başkan eşlerini mi, yoksa yenileri mi taklit etse bir türlü karar veremediği kesin. Son dönemde ise genelde Dolce-Gabbana elbiseleriyle dikkat çekiyor. En son Ford Theatre Gala’da giydiği şampanya rengi Monique Lhuillier elbisesiyle gündeme oturmayı başardı. Bu arada öğrendim ki Melania, tüm jet sosyeteye koca yoluyla sonradan giren hanımlar gibi mücevher tasarımı yapıyormuş. İlahi Melania pembe dizilerin ihtiraslı kadını, yüzündeki sahte gülümsemenin eksik olmaması dileğiyle diyorum 🙂

 

 

 

Brigitte Macron: O da bir first lady ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un lise öğretmeni. Hem de 24 yaş farka rağmen yıllara meydan okuyup onunla evlenip first lady koltuğuna oturdu. Adamın isminin Emmanuel olmasından acaip biri olduğu belli oluyor tabi ama biz Brigitte hanımın tarzıyla ilgileniyoruz. Resmi törende giydiği mavi elbiseyi ödünç aldığı söyleniyor. Benim ilk izlenimim tam bir devlet memuru, öğretmen olduğu seçiminden belli. Tasarımcılardan, imaj makerlardan uzak hayatına, 60 yaşından sonra gelen ikinci baharı onu bekleyen bol estetikli, botokslu günler ve bir ülkenin first lady si olmanın haklı gururuyla onu başbaşa bırakıyoruz. Tarz hiçbirşey, başbakan olan Genç Eş herşey 😉

 

 

 

 

 

Angela Merkel: Almanya’nın yıllardır değişmeyen kadın Başbakanı ünvanını taşıyor. Bir kadının siyasi başarısı kendi ülkesi adına olsa da önemli.Giyim tarzına gelince yazık ki vasatın altında! Merkel; daha çok evde kalmış bir okul müdüresi yada yeni dul bir banka yada bir fabrika müdüresi gibi giyiniyor. Emekli sandığı olmuş ama çalışmak zorunda kalmış gibi ve tipik bir alman surat ifadesi var. Değişmeyen bir şeyde sanırım ceket tarzı; fazla kiloları nedeniyle potlukları olan ve rastgele giyinmiş havası veren bir tavrı var. İyi görünmek umrunda değil gibi sanki.. İşler yürüsün, para gelsin, tahsilatçı müdüremize tarzında bir değişikliğe gitmesini öneriyor ve hayatta başarılar diliyoruz! 😐

 

 

 

 

Theresa May:  İngilizlerin modadaki ketum duruşunu yıkan kadın bir başkanın modayı giyimine yansıtıyor olması umut vaad edici olarak değerlendiriyorum. Sade ciddi dopyesleri şık bir ayakkabıyla yada boynuna mutlaka taktığı sade şık bir kolyeyle tamamlaması bir zevki olduğunun göstergesi. Her lider, o ülkenin bir tür yansımasıdır. Kendi tarzıyla ingilizlerin kraliyet dışında yalın çizgisini modern detaylarla bütünleşmesini izliyoruz. Umarım tarzını korumayı başarır. Walk fashion baby Theresa walk 🙂

 

 

 

YAZAN : AYŞENUR DEMİRKAN

 

MARKA HİÇBİR ŞEYDİR, TARZ İSE HERŞEY

MARKA HİÇBİR ŞEYDİR TARZ İSE HERŞEY

Marka hiçbir şeydir, tarz ise her şey…
 Dünyayı saran yeni trendler gün geçmiyor ki yeni bir anlam kazanmasın. Moda tutkunları (fashionista) her yeni trendi kendine uyarlayıp, fotoğraflayarak sosyal medya aracılığıyla yayınlıyor.

Dünyada özellikle internet üzerinden yayın yapan medya kuruluşları artık sokak stili bölümleriyle her nerde olursa olsun tarzını göstermek isteyen herkese kapılarını açıyor.

Moda ikonlarının cazip hallerine inat, moda markalarını giymese de tarzından ödün vermeyenler kendi stillerini sokağa taşıyorlar. Bir İris Apfel olmak kolay değil belki ama tarzınızla kendi çevrenizde ilgi odağı olabilirsiniz.

Yurtdışında da büyük ilgi gören bu yeni akım kat kat, karışık giyinmeyi trend haline getiriyor. Renkli ojeler,  taçlar,  şapkalar, büyük gözlükler sokakta bir karnaval havası yaratıyor. Bu bazen abartılı bazen “kitsch”  de görünebilir. Bir moda defilesine ya da bir davete gider gibi bunu günlük yaşam tarzı haline getiren renkli dünyası olan insanların dışa vurumcu yaklaşımları olarak yorumlamak mümkündür.

Yolda yürürken, işe giderken, okuldan çıkarken, köpeğini gezdirirken, hatta “Spor da yaparım tarzımı da korurum” diyorsanız bu akıma dahil olup kendi sokak stilinizi yaratabilirsiniz. Güncel trendleri takip etmek için yolda yürürken insanların ne giydiğine bakmanız yeterli.

Örneğin İstanbul’un elit semtlerinden biri olan Nişantaşı’nda yürürken birçok kişinin baştan aşağı süzen gözleri sizin kendinizi dünya starı gibi hissettirse de zaman zaman rahatsız edici olabiliyor. Bu demek oluyor ki artık nerde olursanız olun gözleri üzerinize çekebilirsiniz.

Havanız nasıl olursa olsun sizin tarzınız yerinde olsun

Mevsimler değişirken;  yaz dan kışa, kıştan yaza geçerken tarzımızı belirlemek en büyük sıkıntılardan birisidir. Kalın mı yoksa ince mi giyinmeli ya da kalın botlar için erken mi? Bu mevsimde ne giyeceğiniz konusundaki kararsızlığınız sizi komik görünmenize sebep olabilir.

Ne yazık ki son yıllardaki kar botu dediğimiz içi kürklü, düz botların yanlış kullanılması görüntü kirliliğine sebep oluyor. Kara kış gelmemesine rağmen çorapsız bacaklara yazlık şortlarla ya da kot eteklerle giyilmesi “tarz “ olduğunu sananların en büyük yanılgısıdır.

Günlük giyimde hala tereddüt ediyorsanız işte birkaç stil önerisi… Ara dönem olması nedeniyle henüz kürklü montlar ve botlar için erken bunun yerine yağışlı havaların başlamasıyla trençkotları ve yağmur botlarını seçebilirsiniz. Özellikle kalın kolsuz montları tişörtle giyenler ; üşüyorsan neden tişört giyilir ya da üşümüyorsan neden o kalın mont? Bu sorularla kafa karıştırmaya lüzum yok sanırım.

Rüzgârlık dediğimiz daha ince montlar, kot ceketler, blazer ceketler, trikolar, ince şallar sizi kışa girmeye hazırlayacaktır. Mini eteklerinizle bilekte (bottie) yarım botları ve  burnu açık botları kullanabilirsiniz. Havanın güneşi gösterdiği zamanlarda ince çoraplarla burnu açık ayakkabıları rahatlıkla kullanabilirsiniz. Ayakkabı seçimleriniz de   şortlarınızla ( cow- boot ) kovboy tarzı kısa botları da kullanabilirsiniz. Kürk etkisi her zaman kara kışta kalmış imajı verir.

Tak takıştır, sür sürüştürKafatası sembollü yüzükler, kolyeler, küpeler, aksesuarlar hatta telefon kılıfları şuaralar revaçta.  Aksesuarlarda örgü, deri, metal ve bol boncuklu bileklikler, ince altın (sarı ) sonsuzluk sembollü yüzük ve bileklikleri sıkça görebilirsiniz. Pırıltıları seven hanımlar kullandıkları aksesuarlarda pırlanta etkisini sevmeye devam ediyor. Eğlenceli çizgi karakterlerin yer aldığı telefon kılıfları da kullanabilecekleriniz arasında yer alabilir.

Tarzınızı belirlerken çözümü dergilerdeki üç yanlışın bir doğruyu götürdüğü testlerde aramayın. Aynaya barışık herkesin ve özellikle alışveriş tutkunlarının ara sezonlara karşı her zaman bir B planı vardır. Trendleri yakalama kaygısıyla rüküş görünmeyin. Size yakışanı  seçmek sizin elinizde..

Unutmayın “Marka hiçbir şeydir, tarz ise her şey…”