AD MEKAN
Benimle sevdiğim mekanları keşfetmeye var mısınız? Hikayesi olan içinde bir kültür, bir konsept, bir tarzı yansıtan ve baştan aşağı özel olarak tasarlanmış, mimari özellikleriyle dikkat çeken özel mekanları çok seviyorum. Tabi ki en önemlisi o mekana hayat veren “mekanın sahibi” nin başarı yolculuğu ve bu şık konseptleri bize sunana kadar ki aşamaları… Belki de bunlar, oraya başka bir gözle bakabilmemizi sağlayacaktır.
Ben insan ve mekan ilişkisini; birbirini tamamlayan, birinin özelliklerini taşıyan gibi etkileşimlerin yaratıcılığa dönüşerek insanlar üzerinde bu noktada farklı bir çekim gücü oluşturduğunu düşünüyorum. Bir yere çay içmeye de gitseniz, oranın hikayesini bilmenizin mutlaka orayla bir aidiyet bağı kurmanıza hatta tekrar tekrar gitmek istemenizde büyük etkisi olacaktır.
Yıllardır hem İstanbul’da en çok beğendiğim, gitmekten keyif aldığım mekanları hem de yeni yerler keşfetmenizi sağlayacak dünyadaki farklı mekanları, onların kurucularını, yaratıcılarını veya işletmecilerinin hikayeleriyle birlikte sizlerle buluşturacağım.
Şimdi sizleri İstanbul’da küçük bir yolculuğa çıkaracağım ve sizleri gerçek bir Fransız arkadaşımla tanıştıracağım.. Hadi başlayalım o zaman…
Alex Varlık ve Georges Hotel Galata
İstanbul’un sofistike semti Galata’nın tasarım kokan Serdar-ı Ekrem sokağının taşlı yollarında yürürken karşınıza aniden küçük bir Fransız butik oteli çıkıyor. Georges Hotel’in kapısındaki keyifli sandalyeleriyle mini kafesi gözünüze çarpıyor. Camlı bölmelerden içeri baktığınızda ise tam anlamıyla Fransız etkilerinin ağırlıklı olduğu şık lobisi sizi davetkar bir şekilde içeriye çekiyor. Merak uyandıran havasıyla otelin en üst katına çıktığınızda ise eşsiz boğaz manzaralı şık restoranı sizleri bekliyor.
Georges Hotel Galata’nın kurucusu Alexandre Varlık ‘ın bu ilk şahane mekanı değil, onun girişimcilik yolculuğunu dinlerken muazzam bir hayat öyküsüne de tanıklık edeceksiniz. Onu tanıyanlar biliyor belki ama ben sizi onunla daha yakından tanıştırmak istedim ve harika bir röportaj yaptık.
AD: Sevgili Alex; Pariste başlayıp İstanbulda devam eden harika başarı yolculuğunu bize anlatır mısın?

ALEX: Paris’in merkezinde, Eyfel Kulesi’nin yanında doğup büyüdüm. Babam ünlü Türk Ressamı UTKU VARLIK.
Ailesi Selanikli ve Türk köklerimden gurur duyuyorum. Annemin ailesi Fransa’nın merkezindeki Aveyron’dan ve Paris’te bazı kafe ve restoranların sahibiydiler. Katolik bir liseye gittim ve ardından Avrupa’nın en iyi Roma hukuku üniversitesi olan Pantheon-Assas Üniversitesi’ne katıldım. İş ve vergi hukuku alanında Paris barosu avukatı olarak mezun oldum. 2006 yılında Paris’teki hayatımı bırakıp İstanbul’a gelmeye karar verdim. Bu şimdiye kadar aldığım en iyi karar.
AD: Radikal bir kararla avukatlığı bırakıp girişimciliğe nasıl geçiş yaptın?
ALEX: Babamın Selanikli ailesi çok ünlü hukukçulardı. Büyük büyük babam Ali Rıza Bey prestijli bir avukattı ve büyük halam Mediha Varlık da öyleydi. Ailemin yolundan yürümek zorunda kaldım. Mezun olur olmaz kendi yoluma odaklanmaya karar verdim ve İstanbul’a taşındım.
İlk olarak İstanbul Balmumcu’da Cerrahoğlu hukuk bürosunda başladım. Daha sonra Maçka’da emlak ofisi sahibi olan arkadaşım Çiğdem Selkesen ile Butik Emlak’a katıldım ve orda Türkçe öğrendim. Aslında emlak Türkçesi :)) Ve İstanbul’u keşfettim. Çok iyiydi ve ilginç insanlarla tanıştım.
2007 Haziranda The House Cafe markasının sahiplerinden Ferit Baltacıoğluyla tanıştım. Diğer ortakları; Ramazan Üren ve Canan Özdemirle birlikte The House Apart’ı kurmaya karar verdik. Oldukça yenilikçi bir konaklama konseptini başlattık. İstanbul’un her yerine kısa süreli kiralama sistemini getirdik. Yönetici ortağı olarak başladığım bu ilk girişimi kurmak için gece gündüz çalıştım. O kadar iyi gitti ki 2009 da özel sermaye şirketi olmayı başardık. Gelen parayla da THE HOUSE HOTEL adında yepyeni bir lüks butik otel konseptinin 3 lokasyonunu açmayı başardık. ( Çukurcuma, Nişantaşı ve Ortaköy ) Çok şey öğrendiğim harika yıllardı.

AD: İstanbul’un kalbinde Galata da Georges Hotel hikayen nasıl başladı?
ALEX: 2011 yılında The House Hotel grubunun Ceo’su / Yönetici Ortağı olarak görevimden ayrıldım. The House Hotel’de ortak olarak kalırken, Profilo Holding’in sahibi ünlü Türk işadamı Jak Kamhi’nin oğlu olan çok yakın arkadaşım Kerim Kamhi ile tamamen bağımsız bir şirket kurmaya karar verdim. GEORGES HOTEL GALATA’yı (www.GEORGES.com) birlikte yarattık, inşa ettik, tasarladık ve hemen büyük bir başarı elde ettik.

AD: Georges’in ana konsepti nedir? Özellikle; özel işçilikle yapılmış tasarım detaylarından bahseder misin?
ALEX: Georges, İstanbul’da Fransız dokunuşlu ilk ve tek lüks butik oteldir ve İstanbul’da bir dönüm noktası haline gelmiştir. Fransız ve Türk köklerimizi karıştırarak çok yüksek düzeyde hizmetlerle birlikte çok geleneksel uşak hizmetlerini uygulayarak çok lüks bir konukseverlik oluşturmaya karar verdik.
Kerim Kamhi ve ben GEORGES’i tamamen ilhamlarımızdan, anılarımızdan, aile geleneklerimizden, referanslarımızdan yararlanarak tasarladık ve yarattık. Türk yerel ustaları ve malzemeleri kullanarak oteli Ekim 2011’de açmayı başardık.
Georges bir sanat eseri ve Fransız amcam Georges’un adını taşıyan bu konsepte çok duygusal olarak bağlıyım. Kategorimizde dünyanın en prestijli misafirperverlik ve iç tasarım ödüllerinin çoğunu kazandık. 2021 yılında çok ünlü WALLPAPER MAGAZINE dünyasının “BEST BUSINESS HOTEL” ödülünü kazanan tek Türk oteliyiz. Aynı zamanda TRAVEL+ LEISURE ‘dan hem HOT hem de GOLD ödüllerini kazandık. MONOCLE, WALLPAPAER MAGAZINE VE LVMH gezi rehberlerinde listeleniyoruz. Gerçekten Türkiye’nin lüks otelcilik kuruluşlarından biriyiz ve bununla gurur duyuyoruz.
AD: Mesela ben Georges’da konaklamak istesem bana hangi odayı tavsiye edersin? Kişiye özel konfor alanı sağlama konusunda nasıl hizmet veriyorsunuz?
ALEX: Doğrudan Boğaz’a bakan ve 13 m2 balkona sahip 35 m2 deniz manzaralı DELUXE DENİZ MANZARALI odamızı tavsiye ederdim. Bu oda, İstanbul’da çok özel bir oda tipidir.
Çok yüksek düzeyde ağırlama hizmetlerimiz ve uşak konsiyerimiz var. Son 3 buçuk yıldır genel müdürümüz Fulya Ulusoy, misafirlerimize dünyada gerçekten çok az işletmenin sağlayabileceği çok eşsiz bir deneyim sunuyor.
AD: Muhteşem İstanbul manzaralı Rooftop restaurant ve bar bölümüne gelen misafirleri neler bekliyor?
ALEX: Restoranımız 24 ve boğaza bakan çatı terasımız, İstanbul’a gelen birçok turist için gerçek bir mola noktasıdır. Panorama kesinlikle olağanüstü ve ilk İstanbul köprüsünden tarihi yarımadaya kadar uzanıyor. Çatı katı doğrudan Topkapı sarayına ve Ayasofya’ya bakıyor. Çatı katımız dünyanın en iyi 4 çatı restoranı arasında listelenmiştir.

AD: GEORGES’e neden gelmeliyiz?
ALEX: Georges’a gelirsin,z çünkü İstanbulda benzersiz bir deneyim sunuyoruz. Son 10 yıldır yüksek konukseverlik standartlarımızı aynı seviyede tutuyoruz. Galata sokaklarında gizliyiz sadece keşfedenlerer ayrılmış gizli bir cevheriz. Georges; gerçek ve klasik lüks denilen şeydir.
AD: Bundan sonraki hedeflerin neler? Başka bir konsept mekan yada otel açmayı düşünüyor musun?
ALEX : Dünyada başka lokasyonlarda açmayı düşünüyoruz. Miami harika bir ilk girişim olurdu. İnşallah 2-3 sene sonra olur :))
AD: Son olarak bana Fransızca birşey söyler misin?
ALEX: Merci beaucoup Ayşenur, pour ce reportage. Bises. (Bu röportaj için Ayşenur, çok teşekkür ederim. Öpücükler.)
AD: Merci :))
Sevgili Alex’e bu keyifli, güzel sohbet için çok teşekkür ederim. Bir sonraki AD mekan yolculuğumda görüşmek dileğiyle beni sevenlere sevgiler… ♥
AYŞENUR DEMİRKAN



