Merhaba Dünya;
Merhaba Hayat,
Bu sene bizi çok hırpaladın, yıprattın farkında mısın? Bir uçak kazasıyla başlayıp, durmaksızın arka arkaya gelen doğa felaketlerinin ardından, yetmez gibi tüm dünyayı çaresiz bırakan bir virüsle bizi köşeye sıkıştırdın. Bize bir şeyler anlatmak istiyorsun farkındayım. Ama sanki kişiye özel ders verir gibisin…
Dünya ?..
“Ey insanoğlu kendine gel!! Ben Dünyayım!! Sen sadece burada yaşayan bir canlısın. Beni yok etmek üzeresiniz. Ağaçlarımı yaktınız, denizlerimi kirlettiniz, sizin yüzünden buzullarım eriyor, doğamın dengesini bozdunuz. Şimdi ben size neler yapıyorum görün bakalım.” der gibisin…
Haklısın; bazı insanlar dünyayı yok etmek için herşeyi yapıyor bunun farkındayız. Ama bizim suçumuz ne? Korku filminde gibiyiz. Fırtınalar, seller, depremler, tsunami derken bu sene bir tek uzaylılar gelmedi onu da sanırım yılbaşına saklıyorsun.
Ya virüs ?..
İnsanın insana yapacağı en büyük kötülük. Çin’in politik, ekonomik, toplumsal açıdan tüm dünyanın kayıplar vermesine sebep olan, laboratuvarda ürettikleri bu lanet virüs yüzünden bütün ülkeler, bütün insanlar yaşam mücadelesi veriyor. Herkes çok zor durumda kaldı. Kesinlikle Çin’e büyük bir ceza verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hergün yüzlerce insan ölüyor ama kimileri hala virüsü hafife alarak, alay edercesine, kural tanımaz bir halde davrandığı için bile bile insanlara yaymaya devam ediyorlar. Çaresi olan aşının ise ABD seçimlerimden hemen sonra ortaya çıkması büyük utanç! Ölümcül bir virüsle siyasetin yada dünya liderlerinin belirlenmesi çok aşağılık bir oyun. İnsanlığın bittiğinin göstergesi. Belki de aşı hep vardı ya da Türk doktor çift aşıyı kendileri bulmasaydı hala hiçbir şey ortaya çıkmayacaktı. Şimdi yüzlerce insanın ölümüne sebep olanlar, bir yerlerde keyif purosu içiyordur herhalde.
Ey Dünya ne kadar karanlıksın farkında mısın ?..
Peki biz neyle sınanıyoruz ?..
Sanki en çok sabrımız sınanıyor. Bir dayanıklılık testinde gibiyiz. İnsan ilişkilerimiz büyük bir sınavdan geçiyor. Sevgi, saygı, ahlak!! Birşeyleri kaybetmemek için verdiğimiz mücadele, bizi her geçen gün daha çok zorluyor. Belki de bugüne kadar birbirimizi ne kadar az tanıdığımızı anladık. İnsanların gerçek yüzünü en çok şu dönemde gördük. Herkes kendi yaşamının içinde bir takım hayal kırıklıklarıyla hala yüzleşiyor. Tam ne kadar kibirsiz, egosuz gerçekten süper dediğin birinin biranda nasıl değiştiğini görebiliyorsun. Tam mutluluğu yakaladım derken yalanlarıyla bambaşka birine dönüşen biriyle olduğunu anlayabiliyorsun. Kısacası bu sene kimin ne bok olduğunu, kimin beş para etmez biri olduğunu, kimin üç kuruş için neler yapacağını şu dönemde anladık.
“Bazen başka bir dünyadan gelmişim ve insanları anlamaya çalışıyor gibi hissediyorum…” AD
İnsanlık ?
Bazıları sapıttı; sapkınlığın her türlüsü iğrenç boyutlara ulaştı. İnsanlıktan utandık!
En büyük zararı insanların cinsel hayat dengesi mental olarak zarar gördü. Kendinizi ve ruhunuzu cinsel açıdan doğru olana eğilimleyin.
Bazıları öfkesine yenildi, fiziksel şiddetin tavan yaptığı, psikolojik bozuklukların ne kadar arttığını hala şaşkınlıkla izliyoruz. En ufak nokta da bile kötülük yapmaktan haz duyanların ne kadar arttığının farkında mısınız? Bunu bazen en yakınından görmek insanı hayretler içinde bırakabiliyor.
Maddi yeterliliği eline alanlar yada maddi gücü iyi olanlar diyelim; maddi gücü olmayana yada az olana psikolojik baskı ve şiddet uyguluyor. Bundan daha aşağılık birşey olamaz! Şiddetin her türlüsüne binlerce kez hayır !!
Ey hayat;
Bu sene; En çok neyi istediysek aldın elimizden. Kötülerin kazanmasına izin verdin. İlahi adaleti sorgular olduk. İyi kalpli, masum insanlar; kötü kalpli, hain, hayatımızı karartmaya ant içmişcesine tepemize çöken, huzurumuzu bozan, kötü insanlara karşı en çaresiz kaldığımız anları yaşattın. Hayatı, adaleti herşeyi sorgular olduk.
Gözyaşlarımız hiç dinmedi bu sene…
Bu sene kimi sağlığını, kimi parasını, kimi en sevdiği birşeyi ama herkes bir şekilde en çok neyi istediyse ya da en çok neyi seviyorsa, birşeyleri gözlerinin önünde kaybetti. Bu sene herkesten bir şey almadan bitmeyecek gibi…
Belki bu dediklerimin hiçbirini yaşamamış, hayatı gayet güzel gidenlerde vardır elbet. Ama kimse bana birşey olmaz demesin.
Herkes sıkıntılı, herkes dertli… Kimi ailesiyle; anne babasıyla, kimi kardeşleriyle sorun yaşıyor. Kimi eşiyle, kimi sevgilisiyle bir olay, bir sıkıntı yaşıyor.
Bu sene aynı zamanda birşeyleri kaybetmeden önce değerini anlama, şımarmadan, sahip olduğun şeyleri kıymetini bilme, değer verme, kırdığın kalpleri onarma, belkide bu sene en çok birşeylerin farkına varma, anlama bir tür farkındalık yılıdır.
Peki geleceği görebiliyor muyuz?
Neşeyle uyandığımız sabahlar uzaklarda kaldı sanki. Geleceğe umutla bakan gözlerimiz, bitsin artık bu çile kaygılarına büründü. Şimdi o gözler hep yaşla dolu…
Gelecekle ilgili büyük planlar yapmanın anlamsızlığını; bir anda bir doğa felaketiyle, hayatların gözümüzün önünde nasıl yıkıldığını, nasıl yok olduğunu canlı canlı izledik. Maalesef yarın yok..
“Sadece uyan ve sana sunulanı yaşa.” AD
Yarına inanmayan biriyim. Yıllar önce geçirdiğim trafik kazasında öğrenmiştim bunu aslında…( Bu konuyu başka bir yazımda anlatacağım.)
2020 Kalakalma yılı…
Belki de bu sene istemesekte bazı koşulları kabullenmek zorunda kalma yılıdır. Hani eve misafir gelir, en sevdiğin koltuğun üstüne bile bile kahve döker ve sen öylece kalakalırsın. Ya da biri gelir ofise biranda senin masana oturur ve işini elinden alır. Ya da yıllarca birini beklersin ve o gider kendi çıkarı için sevmediği biriyle sevgili olur. Ya da biri gelir yıllarca kurmaya çalıştığın düzeni bir anda bozar ve hayatının içine eder. İşte bu sene kalakalma yılıdır belki. Belki de hayatımızdaki insanların gerçek yüzlerini görmek, birşeyleri daha net anlayabilmemiz için bunların olması gerekiyordur.
Çok soru soruyorum dimi ?..
Sorguladığım herşeyin bir anlamı var aslında.. ANLAYANA..
Dünyanın değişen hallerini anlamaya çalışırken yaşadığım yada gözlemlediğim olayların, en önemlisi 2020 yılıyla gelen bütün mutsuzlukların, olumsuzlukların, maddi manevi bütün sıkıntıların, acıların biran önce bitmesi diliyorum.
Karanlık gecelerin ardından mutlaka güneş doğar. Dünya oyunları şöyle bir kenarda dursun, birgün herşeyin düzeleceğine dair işte bu dengeye inanmalıyız. Bizi hayata bağlayan yaşama sevincimizi kaybetmemeliyiz.
Belki de bu sene herşeyi akışına bırakma yılıdır. Bırakalım o bildiği gibi aksın…
Tüm kötülere inat, iyi insanlar elbet bir gün kazanacak, tüm kalbimle inanıyorum. Hayatın sunacağı mutlu günlere inararak sabah sadece uyanacağım ve bana sunulanı yaşayacağım…
Beni sevenlere Sevgiler…
HERKESE NOTUM; ÇOK ÖNEMLİ
HAYATTA KALMAK, HASTANE ODALARINDA YAŞAM MÜCADELESİ VERMEK İSTEMİYORSANIZ LÜTFEN BUNLARI YAPIN!!
- MASKESİZ EVDEN ÇIKMAYIN!!
- YOLDA YÜRÜRKEN MASKENİZİ BURUN VE ÇENE ALTINA AĞIZINIZ BURNUNUZ AÇIK ŞEKİLDE YÜRÜMEYİN !!
- ELLERİNİZİ DIŞARDAN EVE GELİR GELMEZ YIKAYIN !!
- EVE GELİR GELMEZ DUŞ ALIN !!
- FARKLI YERLERE GİTTİĞİNİZDE MAKSENİZİ DEĞİŞTİRİN !!
- SOSYAL MEKANLARDA ELLERİNİZE ELDİVEN TAKIN !!
TEMİZ KALIN VE DİKKATLİ OLUN. BAŞKALARINI DÜŞÜNMÜYORSANIZ KENDİNİZİ DÜŞÜNÜN VİRÜS ÖLDÜRÜYOR!!
SAĞLIKLI KALIN,
SEVGİLER…
AYŞENUR DEMİRKAN
